Tesadüf diye bir şey var mıdır?

Hayat, sadece tesadüflerden mi ibaret mi sanıyorsunuz?…

Okuyun , bakın tesadüf müdür,tevafuk mu ?

Tesadüf: Rast gelme, Bir şey kendiliğinden olma, Tedbirsiz meydana gelme.

Tevafuk:
Bir birine uygunluk, muvafık oluş, Nizamlanmış biçimde bir birine uygun
olmak. Her iki kelime zıtlıkları ile birbirlerini tarif eder. Günlük
hayatta tesadüf kelimesini çok kullanmamıza rağmen, gerçekte tesadüf
yoktur, tevafuk vardır. Yaratılışta ve devam eden hadiselerdeki pek çok
noktadaki benzerlikler tesadüf değil, tevafuktur.

Tevafuk bir
tevhid mührü olduğu gibi, kâinatın ve insanların başıboş olmadığını
gösteren işaretlerdir. Cenâb-ı Hak şu muazzam kâinatı yaratırken, hem
yaratıcının tek olduğunu göstermek, hem de kâinattan daha iyi istifade
edilmesini sağlamak için bir çok tevafuklarla yaratmıştır. Meselâ, atom
ile güneş sisteminin birbirine bir tevafuku ve benzerliği vardır.
Modelleri birbirine benzer. Atomun ortasında çekirdek etrafında da
elektronlar döner. Güneş sistemi de aynı şekildedir. Ortada güneş,
etrafında da gezegenler döner. Misaller çoğaltılabilir.

Âlemlerin
Rabbi ibda ve ihtira sanatını yani icadını göstermek için her iki
sistemde de detayda pek çok harika farklılıklar yaratmıştır. Fakat
ilminde sonsuz modeller olmasına rağmen ikisinde de, aynı modeli
kullanmıştır. Bunun birinci sebebi elbette tevhid mührüdür. Bu tevafuk
zerreyi ve güneş sistemini yaratanın Allah olduğunun ve şirkin
müdahalesinin imkânsız olduğunun ilânıdır. İkinci bir husus ise bu
tevafuk biz insanlara bir kolaylıktır. Güneş sistemini bilen bir ilim
adamı, atomu incelerken, ister inançlı olsun ister olmasın, peşinen
zihnindeki model ile atomu ve elektronları inceleyecektir. Model ve
tevafuktan istifade ile yapılan bu tarz çalışmalar bilim dünyasına çok
şeyler kazandırmıştır.

El ve ayak parmaklarının ve diğer
uzuvlarının birbirine tevafuku da kâinattaki tevafuklardan birisidir.
Aslında Cenâb-ı Hak, Hz. Âdem’i on parmaklı yaratarak, matematiği de
yaratmıştır. On sahifelik de bir talimat vermiştir. Parmak sayısı
sayesinde tüm medeniyetler birbirinden haberli habersiz onlu sayı
sistemini kullanmıştır. Yine insan vücudunun veya çiçeklerin ve
meyvelerin ve diğer mahlûkatın simetrik olması da, güzellik ve
estetikteki Cenâb-ı Hakkın hakimiyetinin ve isimlerinin tecellisinin
bir göstergesidir. Yine heykeltıraşların ve ressamların sanatlarının
icrasında asırlardır kullandığı altın oranlar, Cenâb-ı Hakkın adl ve
hakem isminin birer tecellileridir.

Bu tevafuklar eski
çağların ilim adamları ve filozofları tarafından da biliniyordu. Bunu
fark eden geometrinin kurucularından biri “Allah daima geometri
kullanır” demiştir. Gerçekten kâinata bu gözle bakılırsa, yüzümüzde,
gözümüzde; ağaçta, meyvede; atomda, güneşte; ve yörüngelerinde velhasıl
kâinatın tamamında gizli bir pergel ve cetvelin ve diğer geometri
aletlerinin sürekli çalıştığını fark ederiz. Zaten Kur’ân-ı Kerim’deki
bir çok ayette de, Cenâb-ı Hak “Biz her şeyi ölçüyle yarattık”
demektedir. Zerreleri ve güneşleri başıboş ve ölçüsüz bırakmayan
âlemlerin Rabbi, elbette insanların tüm fiillerini de kontrol etmekte
ve amelleri, zerrelerde gösterdiği aynı hassas ölçülerle, hesap gününde
değerlendirecektir. Yani dünyadaki matematik, ahiretteki matematiğin
bir göstergesidir.

Bediüzzaman Hazretleri Tevafuk’un Allah’ın
varlığına açıkça bir işaret olduğunu, insan, hayvan ve diğer şeylerin
yaratılmasında ve yaşatılmasında tabiat kuvvetlerinin müdahalesine ve
tesadüfe yer verilmediğini vurgulayarak şöyle diyor:

Eşya
arasındaki tevafuk, sanatkarın bir ve tek olduğuna delalet ettiği gibi,
aralarında bulunan muntazam zıtlık da, sanatkarın, yaptıklarında hür
olduğuna ve hikmetli iş yaptığına şahadet eder. Meselâ: Hayvanların
bilhassa insanların esas azalarındaki tevafuk, bilhassa çift azalardaki
benzeyiş, yaratıcının vahdetine delil olduğu gibi, keyfiyetler ve
şekillerdeki zıtlık da yaratıcının ihtiyar ve hikmetine delalet
eder.(Risale-i Nur Külliyatı, I, 460; II, 1339; 1343.)

Tevafuk
konusu toplumumuzda sadece belli kesimlerde bilinen bir konu. Bu yüzden
başımıza gelen bazı olaylar karşısında çok defa şaşırır, hayrete düşer
veya bazılarının yaptığı gibi, kendimizi bir şey sanmaya başlarız. Oysa
başımıza gelen olay, sadece kaderin kesiştiği noktada bir tevafuktur.
Mesela, birisini aklımızdan geçirir veya anarız. Andığımız veya
aklımızdan geçirdiğimiz kişi, ya bizi arar, ya çıkagelir, ya da başına
bir şey gelir. Bunu hemen büyütüp kendimizi veli veya nebi saymaya
gerek olmadığı gibi, o kimsenin başına gelen şeyin de bizimle alakası
yoktur. Bu yüzden kendimizi suçlu görmemiz de gerekmez. Ortadaki
mesele, o kişiyle bizim irtibatımızdan dolayı, kaderin bir görüntüsü
veya bir ilahi ikramdır. İyi şeyler için şükretmek, kötü şeyler için de
o kişiye dua edip Allah’tan hem onun hem de kendimiz için af dilemek ve
inayetine, himayesine sığınmak yapılacak en doğru iş ve en kısa yoldur.

Tevafukları
keramet saymak da, istidrac saymak da mümkündür. Bu durum kişinin
içinde bulunduğu hal ile yakından alakalıdır. İtikadı ve ameli bozuk
bir kişinin keramet göstermesini beklemek safdillik olduğu gibi, inancı
ve ameli düzgün bir kişiden zuhur eden tevafukları da hiçe saymak doğru
değildir.

Kaynak : Tesadüf diye bir şey var mıdır? Tesadüf ve tevafuk hakkında bilgi verir misiniz?

Bu yazı DöktürüYorum içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s